Şok iddia: ''Koronavirüsten ölenlerin sayısı böyle mi gizleniyor ?''

CHP İstanbul İl Başkanı Canan KAftancıoğlu, katıldığı canlı yayında Sağlık Bakanlığı'nın koronavirüs rakamlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, "hasta kalp hastasıyken koronavirüse yakalanıp hayatını kaybediyor. Ancak ölüm nedeni olarak ilk rahatsızlığı olan kalp hastalığı yazılıyor" dedi.

A+ A-

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Halk TV canlı yayınında dün İstanbul'da 'bulaşıcı hastalık' kodu ile giren 201 kişinin vefatına ilişkin çarpıcı iddiada bulundu. Kaftancıoğlu "201 kişinin tamamının COVID olduğunu ben size bir hekim olarak söyleyebilirim. Nasıl ispatlayabilirim biliyor musunuz? Bu dönem koronavirüs haricinde ölüme sebep olan başka hangi bulaşıcı hastalık var? Yok. Olmayınca bu 201 kişinin tamamı COVID nedeniyle öldü" dedi.
 
CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Halk TV'de Ayşenur Arslan ile Medya Mahallesi'nin konuğu oldu. Kaftancıoğlu, canlı yayında 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutladı.

Öğretmenlerin mevcut sorunlarının daha da artığını dile getiren Kaftancıoğlu, şöyle konuştu: 

"Öğretmenlerdeki durum toplumdaki diğer gruplardan birazcık daha farklı. Şundan dolayı, öğretmenlik mesleğinin ne derece kutsal olduğunu hepimiz biliyoruz.

Böylesi bir meslekte kendisi anlattığı müfredata, kendisi inanmaya ve doğru bulmayan bir öğretmen grubu. Geleceğine dair çok belirgin kaygıları olan bir meslek grubu, hepsinden daha önemlisi toplumda, siyaset kurumlarında olması gereken saygıyı ve saygınlığı görmeyen bir meslek grubu. Özellikle şu salgın döneminde daha da göze batan bir şekilde eğitimdeki fırsat eşitsizlikleri sadece öğrenciler için değil öğretmenler için de korkunç derecede ayyuka çıktı. Yıllardır atanamayan öğretmen sorunları vardı. Daha doğrusu, pandemiye kadar ücretli çalışan öğretmenler vardı. Pandemi oldu, hiçbir ücret alamadılar. Ne yiyeceksin, ne içeceksin diye soran hiç olmadı.

Sözleşmeli öğretmenler vardı. Okullar kapandı, onların ücretleri büyük oranda azaldı. Siz napıyorsunuz diye soran olmadı. Kadrolu yaklaşık 994 bin öğretmenin yüzde 80'nin de fazlasının aldığı ücretle evini geçindirmesi mümkün değil. Eğitimin böylesi bir sorunu varken, öğretmenler bu sorunun merkezinde yer alırken bir de eğitimdeki sorunların faturası da iktidar tarafından öğretmen ve öğrencilere kesildi. Böylesi bir süreçte öğretmenler nasıl mesleğini layıkıyla yapabilirler ve yine bu VEFA destek gruplarının haricinde filyasyonda öğretmenleri görevlendirdiler. 

Burdaki görevlendirmede de daha önce ifade ettiğimiz gibi eğitim verilmeden, kendi sağlıkları ile ilgili gereken yapılmadan öğretmenler görevlendirildiler. Daha acı bir şey söyleyeyim. Okullar yüz yüze açılma kararı alındıktan sonra öğretmenlerin içinde kalp hastası olan, belirli yaş grubunun üzerinde olan öğretmenler var, bunların hiçbiri dikkate alınmadı. Uzun lafın kısası toplumun hiçbir kesimi düşünülmediği gibi öğretmenler de düşünülmedi. Var olan mağduriyetleri katlanarak arttı."

Bir hekim olarak filyasyondan bahseden Kaftancıoğlu şu ifadeleri kullandı:

Filyasyon denilen şey, vaka takibinden ziyade vakaların tespiti ve geçmişe dönük takibidir.

Filyasyon bir uzmanlık işidir. Filyasyonda konunun uzmanı sadece temaslı takip yapmazlar, geçmişe dönük yayılımın önlenmesini sağlarlar. Filyasyon ekibindeki muhtarlara, öğretmenlere ne ekipman verdiler ne de ne yapacaklarını söylediler. 

"BULAŞICI HASTALIK KODU İLE GİREN VEFAT SAYISI 201" 

23 Kasım'da sadece İstanbul'da 'bulaşıcı hastalık' kodu ile giren vefat sayısı 201 Sağlık Bakanı bununla alakalı hiçbir açıklama yapmıyor. Neden COVID kodu ile girilmiyor? 201 kişinin tamamının COVID olduğunu ben size bir hekim olarak söyleyebilirim. Nasıl ispatlayabilirim biliyor musunuz? Bu dönem koronavirüs haricinde ölüme sebep olan başka hangi bulaşıcı hastalık var? Yok. Olmayınca bu 201 kişinin tamamı COVID nedeniyle öldü. Hatta bir adım daha ileri gideyim, İstanbul özelinde gerçek sayısı bundan daha fazla. COVID dışında hiçbir bulaşıcı hastalık yok Türkiye'de. Siyaset kurumunun vatandaşa gerçeği söyleme gibi bir sorumluluğu vardır. İlk günden beri Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı'nın paylaştığı verilerin gerçeğe uygun olmadığını -yalan söylüyorsunuz demeden- somut bir şekilde anlattı. Ne dediler? Siz teröristsiniz, bizim çalışmamızı baltalıyorsunuz dediler. 

Sağlık Bakanını anlamıyorum ama duygusunu anlamaya çalışıyorum bir hekim olarak, bunu yapmak zorunda. Çaresiz. Çünkü bütün kararların Saray'dan geldiği bir yerde adamcağız, eli kolu bağlanmış durumda bunları söylemek zorunda. Bilim Kurulu üyelerinin 'Film Kurulu' haline getirilmesine yol verdiler. 

"HİÇBİR İŞE YARAMAYACAK"

Yeni kısıtlamalara ilişkin konuşan Kaftancıoğlu, "Hiçbir işe yaramayacak. Üzülerek söylüyorum. Salgını bütüncül bir bakışla yönetmezseniz, gerçekten kararlı bir siyasi irade, güçlü bir kamu yönetimi olmazsa, işbirliği halinde salgını yönetmezseniz bu salgının üzerinden gelemezsiniz. Bugüne kadar iktidar salgını yama usulü kapatmaya çalıştı ve geldiğimiz noktayı gördük. İstanbul'da özellikle Avrupa Yakası'nda ve iş ile istihdamın fazla olduğu ilçelerde salgın öyle böyle artmamış. 

Salgının kontrol altına alınabilmesi için yerel dinamikler ve yerel gerçekliklerin göz ardı etmeden, yerel gerçekliklere uygun kararlar alınarak yönetilir. Ankara'dan İstanbul'daki salgını yönetemezsiniz, yönetemiyorsunuz da. İstanbul İl Hıfzıssıhha Kurulu'nun toplantılarda yaptığı tek şey Ankara'da alınan kararları copy-paste ile aynısını tebliğ etmek. İstanbul'un gerçekliği farklı. 

"BU BÜYÜK BİR KASIT"

İmamoğlu'nun İstanbul'da bulaşıcı hastalıktan ölenlerin sayısını açıklarken, "Ben şimdi ne yapayım; susayım mı, yutkunayım mı?" demişti. Hürriyet genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan bugünkü yazısında İmamoğlu'na, "Susma, yutkunma Ekrem başkan. Kalk ve lütfen bir şeyler yap. Çözümün paydaşı ol, sen var olan vahim tabloyu ifşa etme makamında değilsin" ifadesini kullanmıştı. Canan Kaftancıoğlu o yazıya cevap verdi:

"Biraz önce söyledim. Yerel dinamikler ile bu süreç paralel götürülmeli. Siz salgınla ilgili İstanbul'da toplantı yapıp İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı davet etmiyorsanız, çok tepki çekince CHP'li belediye başkanlarını bir toplantıya davet edip, "İlçenizdeki durum nedir?" demek yerine biz sizden hiçbir şey istemiyoruz sadece araç verin bizim ihtiyaçlarımız görülür diyorsanız eğer siz salgınla ilgili konularda belediyelerin engellenmelerine bu lafı ediyorsanız benim diyecek bir şeyim yok. 

Toplu taşımaya gelince, toplu taşımanın planlanmasını İBB yapmıyor. Ekrem İmamoğlu ilk günden itibaren, "Toplu taşıma yeniden planlansın, mesai saatleri yeniden planlansın" dedi. Toplu taşıma planlamasını İstanbul Valiliği yapıyor, İBB ise uyguluyor. Kamu idaresi bunu planlamadan belediyenin bunu yapma gibi bir şansı yok. Bunu bile bile yazılıyor olması bu büyük bir kasıt. "