Mehmet Perinçek, Silivri'yi anlattı !

"Geçmiş olsun diye bana değil, bu usulsüzlükleri yapanlara demek lazım"

A+ A-

HABER3.com - Ebru Eğinlioğlu Özel Röportajı - İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Sayın Mehmet Perinçek Haber3 okurları için 5 Ağustos günü tahliye olduktan sonra ayağının tozuyla geldi ve Ergenekon Davası’ ndan, Büyük Ortadoğu projesine, babası Doğu Perinçek’ in ideallerinden, kendi çalışmalarına kadar geniş bir yelpaze de sorularımızı yanıtladı.

İşte röportajın tamamı:

Hoş geldiniz Mehmet bey böyle durumlarda ne denir tahliye olanlara, hayırlı olsun mu bilemedim ne diyeceğimi?

Geçmiş olsun denir aslında ama bana geçmiş olsun denecek bir durum yok. Bu kararları verenlere geçmiş olsun demek lazım…..

Silivri Cezaevi nasıldı öncelikle hep diyorlar ya bizim cezaevlerimiz 5 yıldızlı otel konforunda diye. Gerçekten öyle mi?

Silivri cezaevi 5 yıldız konforunda olsa ne olur

Bir defa 5 yıldızlı otel konforunda olsa ne olur? Orası bir cezaevi sonuçta.

Hani A.B.D de falan suçluları, bir daha o suçu işlemeyecek ve hayata kazandırmak amaçlı pek çok aktivitesi olan yerler var ya ona benzer mi diye merak ettim.

Cezaevi koşulları Türkiye’nin diğer cezaevlerinden daha iyi olabilir ama baktığınızda Türkiye’ nin en önde gelen aydınları, profesörlerinin, askerlerinin, akademisyenlerinin bulunduğu bir ortamdı. İsterse altın kaplı olsun cezaevi olduktan sonra çok da fazla bir anlamı yok.

memo3.jpg

O zaman çok elit bir mekan diyebiliriz herhalde?

Evet öyle diyebiliriz, içinde bulunan kişilerden ötürü….

Siz tek kişilik koğuşta mı kaldınız, yoksa başka birileri ile beraber mi?

Evet 3 kişiydik biz; ben, Yalçın Küçük, İnönü Üniversitesi Eski  Rektörü Prof Dr Fatih Hilmioğlu ile beraberdik. Normalde Silivri L tipi bir ceza evi 24-25 kişilik koğuşlar var ama biz terör suçu ile suçlandığımız için bizim koğuşumuz en fazla 3 kişilikti. Akademisyen koğuşu deniyordu. Hatta aramızda espri oluyordu. Aramızda bir doçent eksiği var bari öyle birini de alsalar da bize yardımcı olsa  diye….

Silivri’ de çok fazla kitabınız olduğunu gördük hem haberlerde, hem paylaştığınız fotoğraflarda. Bir şeyler yazıp çizdiniz mi orada?

Evet benim çok fazla kitabım vardı, hatta ayda bir kontrole gelen memurlar şaşırıyorlardı, bu kitaplar bizim kütüphanemizdekinden fazla diye ama orada sizin en çok ihtiyacınız olan şey kitaplarınız oluyor. Ben yazıp çizdim tabii orada. Sovyet Devlet Kaynakları’n da Kürt İsyanları isimli kitabıma içeriye girmeden başlamıştım. Onu orada tamamladım. Daha sonra 150 belgede Ermeni Meselesi kitabım cezaevinde iken yayımlandı. Doktora tezimi orada hazırladım. Haftalık makaleler yazdım onlar yayımlanıyordu.

df22.jpg
Diğer tutukluların durumu nasıldı, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ ın durumu nasıldı?

Şimdi biz 3 er kişi kalıyorduk. Ergenekon Davası’ nın önde gelen isimleri ise sürekli Disiplin Koğuşları’nda kalıyorlardı. Yani ancak cezaevinde yapılmaması gereken bir suç işlerseniz belli sürede sizi disiplin koğuşuna koyarlar. Bu kişiler 2011 şubatta onları herkes normal koğuşta kalırken, disiplin koğuşuna koydular ve bir daha da çıkartmadılar. Sadece Tuncay Özkan ve Balbay da değil.

Sürekli Disiplin Koğuşu’nda tutuluyorlar bu yasal değil

Kim peki diğerleri?

İşte Doğu Perinçek, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Gazi Üsteğmen, Durmuş Ali Özoğlu var. Bu tabii cezaevi idaresinin yaptırımından çok Ankara’ dan gelen talimatla olan bir şey. Normalde, suçlular sürekli olarak Disiplin Koğuşunda tutulmazlar.

Ergenekon Terör Örgütü bizim bildiğimiz şekli ile şu an iktidarda olan hukumeti yıkmaya yönelik, içinde askerlerin, gazetecilerin ve akademisyenlerin de bulunduğu, devlet içinde devlet diye tabir edilen bir illegal yapılanma. Daha eskiden de, toplumu uçlara çekmeye çalışan ne kadar cinayet, saldırı vs varsa hepsinde bu tarz derin bir yapılanmanın olduğu söyleniyor.  Siz bu davaların bizzat içinde oldunuz ve örgüt üyeliği ile suçlandınız. Neydi size yöneltilen suçlamalar?

Evet şöyle genel bir tanımlama yaparak başlayayım. Sizin de söylediğiniz gibi; Derin Devlet, Kontrgerilla, Gladio gibi oluşumlar Nato ülkelerinde olan yapılanmalar. A.B.D ve Nato ülkelerinin diğer ülkeleri kontrol altında tutmak için oluşturdukları bir yapılanma. Türkiye’ de bu var mı? Var. Daha önce var mı? Daha öncede var. 80 öncesi yaşanan olaylar 1 Mayıs 1977 de ki kanlı 1 Mayıs. Uğur Mumcu’ ları, Ahmet Taner Kışlalı’ ları katledenler hep bunlar.

112-001.jpg

Yani toplumu karıştırmaya yönelik ne kadar faili meçhul cinayet varsa hep bu örgütler devreye giriyor?

Evet aynen.

İLLEGAL BİR YAPILANMA OLDUĞU DOĞRU

Peki ama bu illegal yapılanmanın adı Ergenekon değil mi?

Şimdi isminin ne olduğu çok önemli değil böyle bir yapılanma var ama içinde suçlanan insanlar bu insanlar mı ona bakmak lazım. Çünkü içeride bu işle suçlanan insanların hayatları zaten hep bu yapılanma ile mücadele içinde geçmiş. Yani bu yapıyı deşifre eden insanlar şimdi içeride.

Ama içerideki herkese de Amerikan emperyalizmine karşı olmuş isimler diyebilir miyiz? Babanızı biliyoruz karşı olduğunu ama diğer isimler?

Hepsine diyemeyiz ama şunu söyleyebiliriz Amerika tarafından üstü çizilmiş insanlar. Generallere bakın mesela Hurşit Tolon Amerikan askerine çuval geçirme olayında A.B.D de görevli ayrılıyor bulunduğu yerden bu olay oluyor. Hemen mimleniyor.

Peki sizin suçunuz ne bu örgüt içinde?

Suçum Ermeni Soykırımı Yok demem

Benim suçlamalarımdan bir tanesi Ermeni Meselesi’ ne yönelik yazdığım kitabım.

Ermeni soykırımı yoktur diyorsunuz. Bu suç olarak mı görülüyor?

Evet öyle. Yani ben üniversite tarafından görevli olarak gidiyorum ve Rus Devlet arşivlerinde Atatürk ile ilgili araştırmalar yaparken, iddia edilen Ermeni Soykırımı ile ilgili belgelere rastlıyorum ve bunu Üniversiteye bildirip bu bilgileri derleyerek Ermeni Soykırımı iddiaları doğru değildir diyorum Türkiye’ nin çıkarlarına uygun bir kitap kaleme alıyorum ama bu benim suçum oluyor. Türk Milletinin Milli hassasiyetlerini kullanarak Ergenekon Terör Örgütü propagandası yaptığım ileri sürülüyor.

Peki Rus Devlet arşivlerine nasıl giriyorsunuz? Herkes giremez oralara?

1996 yılında ilk defa gittiğimde tanıştığım bir rus doçent öğretim üyesi vardı. Ailecek de görüştüğümüz Sovyetler dağıldıktan sonra devlet arşivleri çok da fazla açık olmamakla beraber sınırlı ölçülerde girebilir ve araştırma yapabilirsin diye söyledi öyle haberim oldu ve gidip araştırma yaptım. Tarihe olan merakımı biliyordu onun vasıtası ile Türkiye’ de belki de ilk giren kişiyim Rus Arşivlerine…

Ergenekon’ da Ortak Çalıştığımız Söylenen Şahsı İlk defa Dava Sırasında Gördüm!

Diğer iddia neydi?

Diğeri de biliyorsunuz pek çok üretilen sahte olduğu bilinen cd , belge gibi şeyler var. Böyle bir şema yapılmış, o şemanın içinde de ben yer alıyormuşum. Yalnız bu şemanın sahte olduğu MİT tarafından incelendi ve acele ile hazırlandığı, güvenilir olmadığı, teyit edilmemiş ham bir bilgi olduğunu söyleyerek gerekli yerlere gönderiyor.

Tamamen asılsız olduğunu mu söylüyorsunuz?

Şöyle ki; o şemanın içindeki insanları ben tanımıyorum ki. İşin o kadar absürd tarafları var ki. Mesela benim irtibat içinde olduğum söylenen Harp Akademileri’nden bir albay var; Sayın Cengiz Köylü. 2007 de bu şema oluşturulmuş. Biz kendisi ile 2013 şubat ta mayıs ayında duruşmada ilk defa karşılaştık. Hatta güldük duruşmada karşılaşınca. Deniyor ki Cengiz Köylü ordu içinde alevi örgütlenmesi yapıyor, akrabalarına orduya sokuyor diye. Ordu içine tepeden adam sokabilir misiniz öyle şey olur mu? Adam son savunmasında artık dayanamadı aile seceresini çıkarttı söylemekten zul duyuyorum ama ben alevi değilim dedi.

Savunmanızı yapabildiniz mi? Bu da çok merak edilen bir konu….

Savunmalar kısıtlanıyor. Şöyle ki terör örgütü üyeliği ile suçlananlar 1 saatte savunmasını yapacak. Örgüt yöneticiliği ile suçlananlar 2 saat. E bakıyorsunuz 25 tane dava birleşmiş oda kadar suçlama ama savunmanı 1 saatte yap diyorlar. Orantısızlık var bir kere. Milyonlarca sayfa suçlama var.

Tek tek mi yöneltiliyor size o dosyalar?

Yani hepsi bütün olarak yöneltiliyor 1 saatin var ona sığdır bakalım nasıl olacak böyle? Mesela gizli tanıklar dinleniyor o zaman diyorsun ki, benim de savunma tanığım var onu dinleyelim. Yok benim 1 tane savunma tanığım dinlenmedi mesela.

Ama 1 tane dinlenmemiş, diğerleri dinlenmiş demek?

Hayır toplam talep edilen savunma tanığı birkaç yüz tane, dinlenen 40-50 tane. İnsanlara bir sürü suçlama yapıyorsun, şurada gizli toplantı yapmışsın vs . Sen de diyorsun ki, hayır ben orada değildim, şurada idim bu da tanığım. Hayır o tanık dinlenmiyor.

Peki tahliye oldunuz suçsuz mu bulundunuz, aklandınız mı nasıl çıktınız?

Ben ceza aldım 6 sene 3 ay fakat içeride olduğum zaman sayıldı ve tahliye oldum. Süreç tutuksuz olarak devam ediyor. Tabii Yargıtay aşaması var davaların, o sürece gireceğiz.

İşte bu suçlamaların muhatapları ve  siz de öyle suçlandığınız sebepleri haklı bulmuyorsunuz. O zaman yargıtaya gittiğinizde kendi istediğiniz gibi bir sonuç alacağınıza inanıyor musunuz?

Ben bu cezaların uygulanabilir olduğunu düşünmüyorum. 124 yıl ceza, müebbet hapis bu süreler uygulanabilir süreler değil, tutamayacaklar o kadar süre insanları.

Nasıl tutamayacaklar insanlar yıllardır içeride ve hala tutuklulukları devam ediyor?

Atatürk’ e de tarihte biliyorsunuz idam fermanı çıkmıştı ama sonuca bakın. Her verilen ceza uygulanamıyor. Bakın siz içeride Türkiye’ nin en önemli aydınlarını, gazetecilerini, akademisyenlerini tutacaksınız ama Danıştay katili Osman Yıldırım’ ı gizli tanık oldu vs diye serbest bırakacaksınız bu böyle gider mi gitmez. Türkiye bunu kaldırmaz. Asıl suçlu olanlar içeridekiler değil.

Doğu Perinçek’ in oğlu olmak nasıl bir duygu, mutlaka ülküsü, ideali olan birinin oğlu olmak iyi bir şey ama zorlukları da var hem anneniz, hem siz çocuklar için, pek çok kere cezaevinde oldu ve yanınızda olamadı….

Vallahi başka birinin oğlu hiç olmadığım için başka türlü bir şey nasıl olurdu bilemeyeceğim ama biliyorsunuz zorluklar insanları geliştiriyor, olumlu bakmak lazım, bardağın dolu tarafından bakmak lazım.

İyi ki ben bu insanın oğluyum diyor musunuz?

E diyorum tabii niye demiyeyim….

Babamı Suçlu Olarak Görmüyorum

Her çocuğun babası kendinin kahramanıdır kuşkusuz ancak sizin hayatınıza baktığımızda babanızın çeşitli dönemlerde sadece bu hukumet döneminde değil, geçmiş dönemlerde de hep bir şekilde içeride olduğunu görüyoruz. Böyle bakıldığında babanızı suçlu bir insan olarak görüyor musunuz?

Hayır görmüyorum. Babamın içeri girdiği bütün davalar siyasi davalar. 12 mart öyle, 12 eylül öyle, Ergenekon öyle bu davalar hukuki tarafı olan davalar değil, Türkiye’ ye yeni bir biçim verilmek istendiği zaman dış güçler tarafından bazı insanların o süreçte dışarıda olmaması gerekiyor.  Babam da  hep o kişilerden biri oluyor.

Ama bakın herkesin babası öyle içeri girmiyor. Babanız hakkında yapılan eleştirilerden en sert olanı Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni iken Apo ile görüşmesi röportaj için ve samimi görüntüler sergilemesi, PKK kamplarında, teröristlerin içinde ki samimi görüntüleri, geçmiş konu ama sizin işinizden ve Mehmet Perinçek olarak kimliğinizden bağımsız, Doğu Perinçek’ in oğlu olarak soruyorum. Bu görüntüler uygun muydu sizce?

Güney Doğu’ da kukla bir Kürt Devleti kurma fikri A.B.D’ Projesi idi.

Konuya şuradan bakmak lazım; o dönemde A.B.D Türkiye’ yi bölmek için Körfez Savaşı’ndan sonra bölgede kukla bir Kürt Devleti kurmak istedi. Irak’ ın kuzeyinde. Sizin bu planı engellemek için bir şey yapmanız gerekiyor. Babamın yaptığı da buydu.

Siz böyle yapınca sürekli bu fotoğrafları basına servis ediyorlar, karalamak ve küçük düşürmek için.

Ayrıca bunlar gizli saklı fotoğraflar değil, babanızın dergisinden alınmış, gizli saklı ortaya çıkmış fotoğraflar değil, Aydınlık dergisinden alınmış.

Tabii o zaman buna tü kaka deniyor peki şimdiki görüşmeleri nereye koyacağız, ‘Barış Süreci’ adı altında? Açılım süreci ile bu gün Güney Doğu Anadolu’ da Kürtlerin çok farklı bir yapılanma içine girdiğini hep birlikte görüyoruz. Devlet sürekli taviz veriyor. A.B.D’ nin planları dahilinde olursa sorun yok bu görüşmeler.

O dönemde aykırı gelen bir şey, bu gün yapıldığında uzlaşma ve barış adı altında mı oluyor?

Evet ama ikisini eş tutmuyorum. Bir tanesi A.B.D’ nin planı dahilinde yapmazsanız kötü oluyorsunuz. Kaldı ki 2 yıl sonra Shp’ nin aday listesinde yer aldılar o dönemde o da suç değil. Ama röportaja gittin, silahları bırakın dedin bu suç….

Shp denince aklıma geldi babanız Türk solu dendiğinde akla ilk gelen isimlerden, muhtemelen siz de öyle bu gün geldiğimiz noktada Türk Solu’ nu nasıl görüyorsunuz?

Artık sol, sağ diye bir kavram yok. Artık; laik, Atatürkçü, milliyetçi, özgürlükçü ya da Liberal, laik olmayan, ya da olan ama aynı zamanda dindar sayılan, bağımsızlık korkusu olmayan, batıcı insan profilleri görüyoruz. Geldiğimiz noktada böyle bir halk ayrışması oldu.

Gezi Olayları Silivri’ de nasıl karşılandı?

Biz o ilk olayların patladığı 31 Mayısta  duruşmadaydık. Avukatlar falan gelip, gidiyor Taksim karışmış diyorlar ama biz böyle büyük bir olay olduğunu tasavvur edememiştik, karışmış ama her zaman Taksim karışır falan diye düşünüyorduk. Gece haberlerini izlerken gördük, bambaşka bir şey olduğunu. Müthiş bir coşku yarattı koğuşlarda da sloganlar başladı, ‘Her yer Taksim, Her Yer  Direniş’ diye….

Aman neyse içeride olduğunuz için bir şey olmamış, dışarıda öyle coşsaydınız, hemen içeri alınabilirdiniz. Şaka bir yana orada dikkat edilmesi gereken, eylem yapanlardan ziyade, diğer vatandaşların zarar görmemesi idi. Ona dikkat edilmesi gerekirdi, zor ve endişeli günler geçirdik 5 kardeşimiz yaşamını kaybetti.

Tabii ki ama insanlar hukuksuzluklara ve baskılara fazla dayanamadı ve tepkilerini gösterdiler. Aşırı davranışlar olmuş olabilir oradaki insanlar zaten çevreye zarar verilmesinden falan hoşnut değildi.

Yalnız bir de Araya Apo posterleri Kürtler gibi radikal gruplar da karıştı.

Onlar sonradan oldu, Apo görüşmelerden sonra meydanı ulusalcılara bırakmayın dedi ve ondan sonra halkın arasına öyle gruplar karıştı. Önceden sadece park ve avm meselesi vardı. Birileri bu halkın özgürlükçü hareketinden faydalanmak istedi.

Röportajın sonuna geliyoruz bir takipçiniz Twitter dan sormuş; Mehmet Silivri’ de bir muhabbet kuşu besliyormuşsunuz onun akıbetini sormuş o kuş da Mehmet ile beraber tahliye oldu mu demiş?

O benden önce tahliye oldu bir serçe buldu onunla evlendi gitti ismi Pudingti.

Puding mi?

Yok Pudik….

Suçsuz bulundu yani?

Aklıma geldi bitirmeden Ayşe Arman röportajında Laila’ yı sormuş, orası da neresi demişsiniz. Laila tarih oldu ben Reina’ yı sorayım oralara gider mi, Mehmet Perinçek, üzerine Amerikan malı giysiler giyer mi?

Yok oralara gitmem meyhaneye giderim, konserlere giderim, sinemaya giderim, kitap yazarım, geniş bir sosyal çevrem var.

Aman meyhane demeyelim sonra ayyaş derler…

Yok öyle değil arada içerim devamlı içmem.

Sigara var mı?

Yok..

Aman tamam sigara çok fazla zararlı uzak durmak lazım bence uyuşturucu kadar zararlı. Bu arada çok geçmiş olsun size inşallah diğer aile fertleriniz de özgürlüğüne kavuşsun. Özgürlük insanın en temel hakkı ve çok büyük suçlar işememişse, insan öldürmek gibi elinden alınmaması gerektiğine inanıyorum. O yüzden herkesin özgürlüğüne kavuşmasını dileyerek kapatalım. Çok teşekkür ederim….