5,8... Korku filminin fragmanı

 İstanbul bugün ( 26.09.2019 ) bir kere daha sallandı.
Daha önceki iki küçük sallantıdan sonra bugünkü 5,8’lik sallantı insanların korku dolu anlar yaşamasına yetti.
Kabul etmemiz gerekiyor ki; aslında, bu korku filminin küçük bir fragmanı!

Acı dolu bir gerçeği göz ardı etmememiz gerekiyor: Korku filminin başrol oyuncusu gerçek İstanbullular ve bu filmin sahnesi de güzelim İstanbul şehri olacak!
Senaryo maalesef acı dolu bir geleceği barındırıyor.
Bir hafta içinde merkez üssü Silivri olan iki sarsıntı bize felaketi tekrar hatırlattı.

Yıllardır, özellikle 17 Ağustos Marmara depreminin yıl dönümlerinde, köşe yazılarında, televizyon ekranlarında İstanbul’un depreme hazır olup olmadığı yazılıp haber yapılıyor.
Tartışma konularında saatlerce konuşuluyor.
Felaket, önemli bir misafir gibi bekleniyor!

Bakanlık ve belediyelerce mutlaka bir takım önlemler alınıyordur. Yapılanları, konuşulanları hepten yok saymak doğru olmaz. Ama yeterli önlem alınmadığını söylemek ve düşünmek için kâhin olmaya gerek yok sanırım.

Daha birkaç gün önce bir haber kanalında, deprem geçiş yollarının araçların park alanı olarak kullanıldığını izledik. 1999 depreminden sonra İstanbul’da 407 olarak belirlenen afet toplanma alanı günümüzde 47 olduğu biliniyor. Afeti küçümseyen, ölümle gelecek arasında rantı seçen bir anlayışın depreme hazır olduğuna inanmak biraz ütopik geliyor.

Hele ekonomik krizi hafifletmek adına bir çözüm yolu olarak görülen, yasa dışı ve kontrolsüz dikilen kaçak yapıların, sükseli bir isim bulunup, imar barışı diye sunulmasının gelecekteki faturası umarım ağır olmaz. Neticede bu barışa ortak olan ev sahipleri bankaya para yatırdı ve yetkili kurumlardan imar belgesini aldı.

Acaba kaç bina bu dönemde kontrol edildi?
Acaba kaç bina depreme dayanıklı mı diye teste tabi tutuldu, kaç binadan örnekler alındı?
Yaşadığım kentte, bu barıştan yararlananlar var biliyorum.
Hiçbir bina kontrol edilmedi!
Ya da tesadüf benim çevremdekilere denk geldi!

Aşağıda bağlantılarını verdiğim yazılarımda da belirtmiştim.
İstanbul grip olsa Türkiye yatalak olur.
Hepimiz bir daha tecrübe ettik… 5,8 sallantısı ile tüm Türkiye’nin telefon iletişimi kesildi.

Allah korusun beklenen büyük felaket olursa Türkiye nefes alamaz.
Kimse kimseyle konuşamaz, iletişim kuramaz, haber alınamaz, ihracat ve ithalat biter.
Olaya geniş persfektiften bakmalı ve bu boyutu da düşünmeli.
Sadece 5,8 ile cep telefonları kesildi. Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone hasar görürse ne olur hiç düşündünüz mü?
Banka merkezleri zarar görürse neler olacağı hesaplandı mı?
B planı var mı Türkiye’nin?

Çadır temin etmek, belli başlı noktalara konteyner bırakmak veya afet planı hazırlamak yeterli mi?
Devletin yapması gerekenler yapılıyor mutlaka ama bürokratik hantal yapı içerisinde kaplumbağa hızında olduğunu tahmine etmek zor değil.
Peki, vatandaş ne yapıyor?

İstanbul’da kalmak zorunda olmayanlar, İstanbul’da yaşamak zorunda olmayanlar neden orada kalmaya devam ediyor?
Kalmayı kafaya koyanlar, gitmeyi göze alamayanlar evlerini ve iş yerlerini kontrol ettirdiler mi?
Evlerinde acil durum çantaları var mı?
Yıllardır anlatılan önlemler alındı mı?

Ölüm kaderdir tamam ama bile bile lades kaderin kuralları arasında bulunmuyor!

Özden Yolagiden Twitter > twitter.com/yolagiden

Tavsiye yazıları

Depremin acısı ve vurdumduymazlar ordusu!
Depremden daha çok ahlaksızlık öldürür
Ben Felaket.. Müsaitseniz Size Geleceğim!
Van İçin Göç Çözüm Değil
Çöküyoruz...

A+ A-