AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Macron'a sert tepki

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Macron zaman zaman konuşmalarında "Ben Sn. Erdoğan'ı uyardım" gibisinden cümleler kuruyor. Bu cümlelerin hiçbirisi doğru değil. Macron Sn. Cumhurbaşkanımıza hiçbir zaman o cümleleri kurmamıştır, kuramaz. Cumhurbaşkanımızı kapalı veya açık bir ortamda uyaramaz" dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Macron'a sert tepki
A+ A-

Ömer Çelik'in açıklamalarından satır başları;

KARİKATÜR SKANDALI
Bu çağ maalesef nefret suçlarının giderek damga vurduğu bir çağ. Peygamber efendimize hakaret edenleri bu hakaretle baş başa bırakıyoruz.

DİYARBAKIR ANNELERİ
Diyarbakır Anneleri evlat nöbetlerine devam ediyorlar. 421 gün oldu. Bu anneler evlatlarına kavuşmak için dünya tarihine geçecek bir mücadele veriyorlar. 164 aile katıldı, evladına kavuşan aile sayısı 19'a yükseldi. Bütün bu süreç evlat ve vicdan çağrısı olarak orada duruyor. Bu anneler 'Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz' sözünü 'Ana gibi yar olmaz, Diyarbakır gibi yar olmaz'a çevirdiler. Birileri gidip de Diyarbakır Anneleri'ni görmezden gelerek "Ben demokrasi mücadelesi veriyorum" gibi sözler sarfediyorsa bilelim ki otomatikman kendisini iki yüzlü bir adrese postalamış olur. Geçenlerde o annelere bir milletvekilinin yaptığı hakaret kendi vicdanını terör örgütüne sattıklarının göstergesidir. Diyarbakır Anneleri ile dayanışma içerisinde olmak orada herhangi bir şekilde evlatlarını kaybetmiş annelerle dayanışma içerisinde ibaret olmak değil. Diyarbakır Anneleri'nin her zaman yanındayız. Evlatlarına kavuşamamış olanların ilk fırsatta evlatlarına kavuşmalarını diliyoruz. Şırnak'ta da anneler bir eylem başlattılar. Onlara da selamlarımızı, hürmetlerimizi iletiyoruz.

ERMENİSTAN'IN SALDIRILARI
Haksız ve hukuksuz saldırı karşısında Azerbaycan'ın ortaya koyduğu vatan savunması tüm safhalarıyla izlediğimiz bir süreç olarak devam ediyor. Bir yöntem olarak bazıları ateşkes mekanizmasını kullanmaya çalıştılar. Ateşkes Ermeniler tarafından hemen ihlal edildi. Böylece bir kere daha Ermenistan'ın diplomasi, siyasi müzakere istemeyen, saldırganlıkla işi bitirmek isteyen taraf olduğu görüldü. 23 Ekim itibarıyla Ermenistan'ın Azerbaycan'daki sivil yerleşim yerlerine saldırması sonucunda 63 sivil hayatını kaybetti, 219 Azerbaycan Türkü kardeşimiz yaralandı. Bizim açımızdan Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü kırmızı çizgimizdir. Ermenistan saldırgan taraftır. Cumhurbaşkanımız her tarafta sn. Cumhurbaşkanı Aliyev'le görüşerek desteğini yineliyor. 18-20 Ekim tarihlerinde Meclis Başkanı Şentop Bakü'yü ziyaret ederek Türkiye'nin Azerbaycan'a desteğini göstermiştir. Çözüm bulmak isteyenlerin ilk olarak Ermenistan'ın işgalini masaya yatırması gerekiyor. Karabağ Azerbaycan'ın toprağıdır, Ermenistan orada işgalcidir. Azerbaycan vatan savunması yapmaktadır.

KKTC SEÇİMLERİ
KKTC'de seçimler oldu ve KKTC'de Sn. Tatar cumhurbaşkanı seçildi. Sn. Tatar'ın ifade ettiği sözler yeni ve pozitif bir dönemin işaretçisidir. KKTC Cumhurbaşkanlığında geçmiş dönemde duyduğumuz birtakım incitici mesajlar, Kıbrıs davasını ve Kıbrıs Türkü'nü inciten mesajların da dönemi böylece kapanmış oldu. Sn. Tatar'ın gerçeklere dayanan çözümlerin altını çizmesi KKTC'nin hak ve menfaatlerinin korunması açısından yeni bir döneme işaret etmektedir.

'TÜRKİYE HAKLARINI SAVUNMAKTADIR'
Şu anda Oruç Reis 25 Ekim -4 Kasım sismik araştırma icra edeceği bir bölge söz konusu. Burası Yunanistan'a 440, ülkemize ise 130 km uzaklıktadır. Uluslararası hukukun işaret ettiği gibi Türkiye hukuki temelde haklarını savunmaktadır. Yunanistan ise maksimalist tezlerin peşinden koşmaktadır. Müzakereler söz konusu oluyor zaman zaman. Sahada fiili bir durum yaratmak gibi bir tutumdan söz ederse Yunanistan, müzakere kapımız her zaman açıktır. Türkiye Cumhuriyeti bir müzakere devletidir. Ama sahada fiili bir durum ortaya koydukları zaman cevabı verilir. Esas olan ilke Atatürk'ün ifade ettiği gibi 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesidir. Türkiye ile meselelerini müzakere yoluyla çözmek isteyenler için Türk diplomatları dünyanın en yüksek müzakere deneyimine sahiptirler. Her zaman kazan-kazan formülüyle birlikte Türkiye'nin diplomasi ekolünün bölgesel ve küresel barıştan yana çok ciddi sonuçlar üretebildiği görülmektedir. Müzakereyi bir istismar aracı olarak kullananlar varsa TC'nin buradaki kararlılığı esastır.

'FRANSA'NIN DARBECİ HAFTER'E NASIL DESTEK VERDİĞİNİ BİLİYORUZ'
Yunanistan Girit Adası'nın kuzeyine doğru birtakım çalışmalar yapacağını söyleyerek Libya'nın haklarını da ihlal etmiş oluyor. Türkiye baştan beri Libya'daki krizin askeri çözüm yerine BMGK kararları doğrultusunda Libyalılar arasında yürütülecek bir süreçten geçtiğini ifade etti. Fransa'nın darbeci Hafter'e nasıl destek verdiğini biliyoruz. Libyalılar'ın sahipleneceği bir çözümün ortaya çıkması konusunda herkesin hassas olması gerekiyor. 5+5 komisyon toplantıları sonucu Cenevre'de 23 Ekim'de bir ateşkes imzalandı. Bunu kimin bozacağı görülecek. Libya'nın toprak bütünlüğü ve Libyalılar'ın sahipleneceği bir çözüm konusundaki hassasiyetimizi sürdürüyoruz.

S-400 TARTIŞMALARI
NATO Türkiye'nin bu ihtiyacı söz konusu olduğunda Türkiye'nin yardımına etkili şekilde koşamamıştır. S-400 tedariki bir tercih olarak değil, Türkiye'nin güvenliğinin bir gereği, bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin NATO üyeliğini sorgulamaya çalışıyorlar. Türkiye NATO içerisinde çok önemli bir güçtür. S-400 kullanımı Türkiye'nin NATO üyeliğiyle çelişen bir durum değildir. Müttefiklerimizin herhangi bir şekilde tehdit veya taciz diliyle kullanılması şimdiye kadar olan kazanımlara uygun bir tablo ortaya çıkarmıyor.


'MACRON SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZI HİÇBİR ZAMAN UYARAMAZ'
Gerilimi tırmandırma politikası izliyor her seferinde Macron. Macron zaman zaman konuşmalarında "Ben Sn. Erdoğan'ı uyardım" gibisinden cümleler kuruyor. Bu cümlelerin hiçbirisi doğru değil. Macron Sn. Cumhurbaşkanımıza hiçbir zaman o cümleleri kurmamıştır, kuramaz. Cumhurbaşkanımızı kapalı veya açık bir ortamda uyaramaz. Macron'un Libya'daki politikası çöktükten sonra Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanımızı hedef alan bir tutum içerisine giriyor. O sözler gerçek olmadığı gibi şu anda uyguladığı dış politika da gerçekçi değil, başarılı olması söz konusu değil. Akdeniz'e gemi, uçak göndererek gövde gösterisi yapmaya çalışıyor ama hiçbir sonucu yok. Libya'da uyguladığı yanlış politikaların neticesi yine toplu mezarlar oldu. Bununla yüzleşmesi gerekirken Cumhurbaşkanımıza ve Türkiye'yi hedef almaya çalışıyor. 'Fransa İslamı'ndan bahsediyor. Kendi kafasına göre dinleri, insanları bir mühendislik faaliyetinden geçirmeye çalışıyor. İslam düşmanlığını, antisemitizmi kışkırtan sözlerdir bunlar. DAEŞ gibi örgütlere ideolojik mühimmat sağlar Macron'un bu sözleri. Avrupa'daki demokratik değerleri de incitir. Laik devret kavramı çok merkezi vurguya sahip bir kavramdır. Bu kavrama bu kadar referans verilen bir ülkede 'Fransa İslamı'ndan söz etmesi büyük bir basiretsizliktir. Avrupa'daki Müslümanları taciz etmek, camilere saldırmak sadece ve sadece oradaki ırkçıların işine, Avrupa'daki demokrasiyi yok etmek isteyen faşistlerin, DAEŞ gibi örgütlerin işine yarar. Avrupalı Müslümanlar, Avrupa demokratik toplumlarının ayrılmaz bir parçasıdır.