Yakıt için korkutan senaryo

Yakıt için korkutan senaryo
Güncelleme:

ICCT Genel Direktörü Peter Mock'un hazırladığı raporda Türkiye için ilginç sözlerde bulundu.

ICCT Genel Direktörü Peter Mock`un kaleme aldığı rapora göre Türkiye`nin yakıt tüketimi ve ithalatını 2030`a kadar iki katına çıkacak. Bu durum, ulusal enerji güvenliğini zayıflatabilir

Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi (ICCT) Genel Direktörü Peter Mock, İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) için hazırladığı raporda Türkiye’nin otomotiv sektörünü ele aldı.

BusinessHT'nin haberine göre,  Mock, petrol ihtiyacının günlük 670 bin varile yaklaştığı Türkiye’de ulaştırma sektörünün toplam petrol tüketiminin yaklaşık yarısını temsil ettiğini belirtti.  Mock, mevcut durumun devam etmesi durumunda Türkiye’de karayolu ulaşımında yakıt tüketiminin 2030’a kadar neredeyse iki katına çıkacağını açıkladı.

Aynı zamanda Sabancı Üniversitesi’ne bağlı Mercator-İPM Araştırmacısı olan Mock,  Türkiye’nin kullandığı petrolün çoğunu başka ülkelerden ithal etmesi sebebiyle, ithalatının da iki katına çıkacağını ve dolaylı olarak ulusal enerji güvenliğinin zayıflayacağını söyledi. 

“TÜRKİYE ZORUNLU KARBONDİYOKSİT STANDARTLARINI UYGULAMAYAN ÜLKELERDEN”

Yakıt tüketimiyle karbondiyoksit emisyonlarının birbiriyle doğru orantılı olduğunu söyleyen Mock, 2030’a kadar karbondiyoksit emisyonlarının da ikiye katlanacağını ifade etti. 2010’da 40 milyon metrik ton olan  karbondiyoksit emisyonunun 2030’da 79 milyon metrik tona çıkması bekleniyor. 

Rapora göre Türkiye’de  kamyon ve otobüslerin sayıları binek otomobillerin sayısından daha az olsa da, yakıt tüketimleri ve karbondiyoksit emisyonları çok önemli etkiye sahip. Ağır vasıtalar Türkiye’deki piyasanın sadece onda birini oluştursa da, yakıt tüketimi ve emisyonların yarısından fazlasından sorumlu.

Türkiye, dünya çapında binek otomobiller ve hafif ticari araçlara ilişkin zorunlu karbondiyoksit standartlarını henüz uygulamayan belli başlı otomotiv piyasalarından biri.

Mock’a göre araç ihracatına önemli ölçüde bağımlı olan Türkiye’nin  uzun vadede rekabet gücünü sürdürebilmesi için AB’nin mevcut yakıt tüketimi ve karbondiyoksit emisyonu azaltımı çözümlerinin ötesine geçmesi gerekiyor.