Fatih Altaylı'dan, Bakan Soylu'nun katıldığı canlı yayını için dikkat çeken sözler

Fatih Altaylı'dan, Bakan Soylu'nun katıldığı canlı yayını için dikkat çeken sözler

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, İçişleri Bakanı Soylu'nun dün akşam katıldığı programa ilişkin, "Gazeteciler eleştirildi. Normaldir ama doğru değildir" dedi. "Soru soran gazetecilerle ilgili olumsuz konuşamam. En azından ilk bölüm dışında" diyen Altaylı, "Soylu karşısında 4 kişi olmasını da avantaj haline getirdi ve soruları kendince eledi" dedi.

Habertürk'te Açık ve Net Özel'e konuk olan Soylu, Kübra Par moderatörlüğünde; gazeteciler Merdan Yanardağ, İsmail Saymaz, Veyis Ateş ve Mehmet Akif Ersoy'un sorularını yanıtladı.

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, "Soylu'nun hedef kitlesi kimdi!" başlıklı yazısında, programı değerlendirdi.Altaylı, "Programın ardından programa katılan gazeteciler eleştirildi. Normaldir ama doğru değildir" dedi. 

'Soru soran gazetecilerle ilgili olumsuz konuşamam'
Soru soran gazetecilerle ilgili olumsuz konuşamayacağını ifade eden Altaylı, yazısında şu ifadelere yer verdi:

"Programı milyonlar izler, herkesin kendince farklı bir sorusu vardır. Bu sorulardan bazıları 2-3 saatlik süreye ya sığmaz bazen de akla gelmez. Hemen 'Bak sormadı' diye tezvirat başlar. Sorsan bile izleyici beklediği yanıtı alamayınca soru soranı suçlamayı sever. İster ki, beklediği yanıtı da gazeteci versin.

Hele hele bir kriminalin iddialarını sormak iyiden iyiye güçtür çünkü bir yandan da dönüş biletini hazırlamasına destek oluyormuş gibi bir görüntü ortaya koymak da vardır.

'İlk 50 dakika pek bir soru sorulmadan Soylu’nun tek adam şovu ile geçti'
Sonuç olarak dün gece izlediğim program benim açımdan tatminkar olmamakla beraber, soru soran gazetecilerle ilgili olumsuz konuşamam. En azından ilk bölüm dışında.

Çünkü ilk 50 dakikada İsmail Saymaz’ın doğru düzgün yanıtlanmayan 'Yahu bu adam AK Parti adına mitingler yapıyordu il il dolaşıp ve AK Parti bu adamı bağrına basıyordu' demesi dışında pek bir soru sorulmadan Soylu’nun tek adam şovu ile geçti.

'Ateş’in 'Kendinizi yalnız hissediyor musunuz?' sorusu vardı önemli denilebilecek'
Bir de Veyis Ateş’in 'Kendinizi yalnız hissediyor musunuz?' sorusu vardı önemli denilebilecek. Çünkü bir anlamda “Parti ve Cumhurbaşkanı sizi dışlamış görünüyor" demekti bu soru. İlk bölümün adı 'Soylu’ya göre yakın siyasi tarih' olabilirdi ancak.

'Merdan ve İsmail tüm iddiaları sormaya çalıştılar, yanıt alamadılar o ayrı''
Tabii bir de Davutoğlu üzerinden Cumhur İttifakı'na verdiği mesaj vardı. İkinci bölümde ise özellikle Merdan ve İsmail tüm iddiaları sormaya çalıştılar. Yanıt alamadılar o ayrı. Ya da tatminkar yanıt alamadılar. Ama bu gazetecilerin suçu değildi.

Sonuçta işkence yaparak zorla yanıt alacak halleri yoktu. Sordular, söylenmedi. Hatta bazı şeyleri birkaç kez tekrarladılar.

'Soylu karşısında 4 kişi olmasını da avantaj haline getirdi'
Soylu karşısında 4 kişi olmasını da avantaj haline getirdi ve soruları kendince eledi. Sonuçta ben Soylu’nun niye bir programa çıkmak istediğini anladım. Hedef kitlesine seslenmek istiyordu ama hedef kitle ne biz gazetecilerdik ne de siz izleyiciler.

Bu program izleyicilerin beklentisini karşılamak için değil, Soylu’nun ittifak içi mesajlarını verebilmesi için istenmişti besbelli. Boşu boşuna milyonların izlemesine gerek yoktu. AK Parti ve MHP genel merkezlerinde izlense yeterdi.

'Bugün AK Parti’de değil bazılarının ipi, ayakkabının ipi dahi çekilemez'
Herkes tarafından en çok sorulan sorulardan biri şu. 'Tüm bu olan bitenlerden sonra AK Parti’de bazılarının ipi çekilir mi?' Net yanıt vereyim. 'Bugün AK Parti’de değil bazılarının ipi, ayakkabının ipi dahi çekilemez.'

Parti öylesine hassas, öylesine ince dengeler üzerinde duruyor ki, en küçük bir ip çekme, çok büyük bir gürültüye ve yıkıma neden olabilir.

Bir kabine değişikliğini bile kuyumcu terazisi ile hesaplayarak yapmak zorunda kalan ve onu bile tek seferde yapamayacak kadar dengelere duyarlı hale gelmiş bir partiden ip çekmesini beklemek aşırı bir beklenti olur.

'Soylu, Davutoğlu dönemini boş yere örnek vermemiştir herhalde'
Parti içi dengelerin yanı sıra bir de ortaklık dengeleri hesaba katıldığında iş iyiden iyiye zorlaşır. Süleyman Soylu, Davutoğlu dönemini boş yere örnek vermemiştir herhalde. 'AK Parti az kalsın HDP ve CHP ile ortaklık kuracaktı' sözü gereksiz yere söylenmiş bir söz değildir. İpin ucunu çok hassas bir yere bağlamıştır."

 

Fatih Altaylı'nın yazısının tamamı için...