Ankara'da taşlar yerinden oynuyor: AK Parti kulislerinden sızan 3 büyük korku!
Hem aradığınız haberlere hızlıca ulaşabilmek hem de Haber3.com'a destek olmak için Google News'te Haber3.com'a abone olun.
Haber3'e Google News'te abone olun
Abone OlAnkara kulisleri, AK Parti içerisinde derinleşen "3 temel kaygıyı" konuşuyor. Gazeteci Nuray Babacan'ın aktardığı bilgilere göre, parti içindeki "gerçek partililer" ile "saray çevresi" arasında strateji savaşı yaşanıyor. Ekonomik krizden sessiz seçmen tavrına, CHP'ye açılan davalardan antidemokratik algı riskine kadar partiyi tedirgin eden kritik başlıklar gün yüzüne çıktı.
Ankara siyasetinin kalbinde, AK Parti içindeki stratejik görüş ayrılıkları ve yaklaşan seçim öncesi büyüyen "üç temel korku" konuşuluyor. Parti içindeki bazı isimlerin, "saray çevresi" tarafından yürütülen hamlelerin partiye zarar verdiği görüşünde birleştiği iddia ediliyor.
Gazeteci Nuray Babacan’ın Ankara kulislerinden aktardığı bilgilere göre, AK Parti içerisinde aktif siyaset yapan bir kesim, özellikle "saray çevresi" ve iktidar medyasının yönlendirmelerine karşı ses yükseltmeye başladı. "Bizim adımıza siyaset yapmaktan vazgeçsinler" diyen bu kesim, uygulanan stratejilerin halk nezdinde ters tepebileceği uyarısında bulunuyor.
"CHP'yi Parçalama Hesabı Tutmayabilir"
Kulislerde, CHP’ye yönelik açılan hukuki süreçlerin (mutlak butlan davası gibi) AK Parti’nin kendi eliyle zor duruma düşmesine neden olabileceği konuşuluyor. Bazı partililer bu durumu şu sözlerle eleştiriyor: "Siyaset bilmeyenler, Ankara'da algıyla her şeyi yöneteceklerini sanıyor. 'CHP'yi parçalarsak toparlanamazlar' mantığı antidemokratik olduğu kadar stratejik olarak da yanlış. Vatandaş öyle bir tavır koyar ki, yine gidip oyunu muhalefete verir."
İşte Babacan'ın yazısından dikkat çeken ayrıntılar:
- “Mutlak butlan işi, siyaset bilmeyen, her şeyi Ankara’da algıyla yönetebileceklerini düşünenlerden çıkıyor. Onların ayrı bir gündemi bile olabilir. ‘CHP’yi parçalarsak, seçime kadar toparlanamazlar’ mantığıyla cumhurbaşkanına pazarlıyorlar. Bunun antidemokratik bir tavır olmasının dışında asıl mesele, yanlış olması.
- Vatandaşın tavrını küçümsüyorlar. Öyle bir durum oluşur ki; vatandaş, seçilme şansı en yüksek kim varsa gider ona verir oyunu yine sana vermez. Ayrıca kimilerine göre CHP’nin geçmiş bagajından kurtulmuş yeni bir parti, halktan daha fazla destek alabilir.
- Aklı selim olanlar, cumhurbaşkanına bu durumu aktardık. Aktarmaya da devam edeceğiz. Ama biz bir söylüyorsak arka kapıdan girenler üç söylüyor. Bunun önüne geçmeliyiz.
- Bütün bunlar yapılırken korkular besleniyor. 28 Şubat’ta yapılardan dert yanarken, şimdi onu 10 kat aşan uygulamalar var. ‘Bunlar iktidara gelirse bize ne yaparlar?’ korkusu var.
- Sorduklarında da söyledik; bu işi YSK’ya bırakmak gerekir. Seçim yargısı demişsin. Hem mahkeme olarak hem kurum olarak yetkileri Anayasa’da yazıyor. Nihai hüküm kurulduktan sonra kimsenin müdahale etmemesi gerekirdi.
- Normalde bir siyasi partini kongresiyle ilgili Asliye Hukuk Mahkemesi bir karar verirse bu YSK’ya gönderilir. YSK gündemine alır ve son karar verir. Başka mahkeme bunu bozamaz. ‘Kongrede rüşvet verildi’ denilse bile bu kişinin önüne sandık konulmuyor mu? Orada gerçek iradesini ortaya koyabilir. Yasa ona seçme hakkı vermiş. Bu sürece bile müdahale edemezsin aslında…
- Bütün bunları söylediğinde kötü oluyorsun ama böyle düşünenler hepsinden daha fazla AK Partili. Partimizin zarar görmemesi için söylüyoruz. ‘Bir yıl sonra seçim olacak gibi, o zamana kadar muhalefet bloğunu parçalarsak avantajlı çıkarız’ hesapları yapılıyor ama halkta bu hesap tutmaz.
- Konuya dertli vatandaş açısından bakarsak, ülkenin yüzde 70’i dertli. Normalde sandıkta 70-30 çıkması lazım. O yüzden arka kapıdan dolaşıp, hukuk dışı planlar öneriyorlar. ‘Seçmene bir parmak bal çalınıp, yeni vaatlerle yol alırız’ hesabı yapanlar tabandan kopuk…”
Bu Haberleri Kaçırma...
Hem aradığınız haberlere hızlıca ulaşabilmek hem de Haber3.com'a destek olmak için Google News'te Haber3.com'a abone olun.
Haber3'e Google News'te abone olun
Abone Ol